Midyat'ta 3'ü sivil 6 kişinin hayatını kaybettiği, 50'den fazla kişinin de yaralandığı bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda evleri zarar gören halk, yaşadıklarını İLKHA’ya anlattılar.
Emniyetin 3 aydan beri ilçede tedbir aldığını, buna rağmen saldırının önlemediğine dikkat çeken Adnan Demirdağ, “Bir anda bütün camlar, kapı pencereler üzerimize geldi. Üst katta çocuklarım alt katta babam ve karşımızda ise kardeşim oturuyor. Onlarla koştum kimseye bir şey olmuş mu diye, oğlum ve birkaç kişi yaralanmıştı onları hastaneye yolladık. 3 aydır emniyet burada tedbir alıyor. İstihbaratta mı zafiyet var, başka bir yerde mi zafiyet var bilmiyoruz. Ama ortada bir zafiyet var.” dedi.
“Patlamanın şokunu hâlâ atlatabilmiş değiliz”
Abdest almak için banyoya girdiği esnada patlamanın yaşandığını anlatan Hıdır Yavuz, o anları şu şekilde anlattı: “Evdeydim, birden bire patlama oldu ve evin her tarafı camlar kapılar pencereler hepsi paramparça oldu. Eşim mutfaktaydı, ağır yaralandı. Gerçekten büyük bir şok yaşadık hala o şoku atlatamadık. Evin duvarları yıkıldı, birçoğu çatlamış yıkılmak üzeredir. Hem arabam gitti hem evim eşyalar darmadağın oldu. Büyük bir zarar var beyaz eşyalar hepsi zarar gördü. Ev kullanılmayacak halde ve şu an kendimize ev arıyoruz. Üç dört gündür perişan durumdayız evde yatamıyoruz. Dış kapımız patladı, tüm ev darmadağın oldu ama enteresan bir şey Kur’an tefsirlerinin bulunduğu kitaplı tek devrilmedi. Diğer odada bulunan kitaplığın duvarı yıkıldı ama kitaplığa bir şey olmadı.”
Mutfağa girdiğinde eşinin kanlar içerisinde olduğunu söyleyen Yavuz, “Ben tam o esnada mutfağa gidecektim sanki bir ses bana gitme dedi. Bende abdest almak için banyoya girdiğim an patlama oldu. Eğer mutfağa girseydim cam parçaları yüzüme vücuduma mermi gibi dokunacaktı. Abdest alayım derken cenabı Allah orda bizi bu felaketten de kurtardı. Rabbime şükürler olsun. Eşim mutfaktaydı. İftar için dolma hazırlığı yapıyordu. Patlamayla birlikte oturduğu koltuktan fırlayarak yere düştü. Ben geldiğimde kanlar içerisindeydi. Arabayı almaya gittim arabam da pert olmuştu. Kayın biraderimi çağırdım onunla hastaneye gittik. Ambulansı bekleseydik kan kaybından gideceği korkusuyla başka bir araba ile götürdük. Rabbim bize bağışladı. Bu olayların da bitmesini istiyoruz. İnşallah bir an önce biter.” temennisinde bulundu.
“Biz Kürdüyle, Arabıyla, Türküyle biriz beraberiz”
Devletin bölgeyi sahipsiz bırakmaması gerektiğine vurgu yapan Abdülhakim Çelik, şunları söyledi: “Patlama anında evdeydim. Bir dakika önce uyanmıştım. Saat 10. 45 civarı bir patlama sesi duyduk. Hemen o panikle çocuklarda çığlık sesleriyle dışarıya çıktık. Dışarıya çıktığımız gibi alt katta çoluk çocuk balkondan düşmüştü. Çok kötü bir manzara idi. Olan oldu, ama herkes görevini bilsin ve ihmal olmasın. O araç nasıl ilçemize geldi, güvenlik noktaları yeterli mi değil mi, denetim mekanizması var mı, yok mu? Bunun araştırılması lazım. Devlet büyüklerinden isteğimiz budur; bölgeyi sahipsiz bırakmayın. Güvenlik güçleri üzerlerine düşen güvenlik noktalarını ne gerekiyorsa yapmaları lazımdır. Biz Kürdüyle, Arabıyla, Türküyle biriz beraberiz. Bu ülkede hiçbir zaman terör başaramayacaktır bölge insanı onların arkasında değildir. Bizim tek amacımız kardeşçe yaşamaktır.”
Bir an önce bu olayların son bulmasını isteyen Fatma Betül Çelik de patlama anını şu şekilde anlattı: “O gün uyuyorduk, bir sesle uyandık, sonra da sarsıldık. Cam, kapı ve pençeler kırıldı. Üstümüze düştü, bütün camlar ev üstümüze yıkıldı. Çok korktuk. Bu olayların bir daha yaşanmamasını istiyoruz. Birçok kişi hayatını kaybetti, onlarca çocuk babasız, annesiz kaldı. Allah bunu yapanların belasını versin.”
“Korkmuyoruz, dimdik ayakta duruyoruz”
Olayın şokunu hâlâ üzerlerinden atlatamadıklarını belirten Nezihe Çelik ise “Kızımla pencerenin önünde oturuyorduk. Cam kapı üzerimize düştü hâlâ şoktayız. Bu Ramazan’da kökleri kurusun inşallah. Korkmuyoruz, dimdik ayakta duruyoruz.” dedi.





