İnsanoğlu, tabiatı gereği unutkandır. Ancak öyle anlar ve olaylar vardır ki unutulması kolay değildir. Yaşadığımız çağın hızından mıdır bilinmez; çok hızlı yaşamakla birlikte geçmişi unutma ve geçmiş muhasebesi yapma gereği için zaman ayıramayan, sürekli gelecekten ve gelecek kaygısıyla ömür geçiren insan… Hızlı yaşama, dünya hırsı, haz ve hız peşinde koşarken başımıza gelen felaketler ve olaylar arasında bağ kurmaya, düşünmeye çoğumuzun zamanı olmuyor.
Oysa yaşadığımız dünya hayatı belirli hesap ve ölçülerle yaratılmıştır. Doğa, gökyüzü, insanın yaşam döngüsü ve her şey belirli ölçü ve hesaba göre işlemektedir. Örneğin yaz mevsiminin çok sıcak geçmesi ya da kış mevsiminin çok soğuk geçmesi; yaz sıcakları ve kış soğukları birbiriyle ilişkilidir. Tüm olayların ve tabiatın arasında sebep-sonuç ilişkisi vardır. Bu hem insani ilişkilerde böyledir hem de toplumsal olaylarda.
İsrail, bir yıldan fazla zamandır Gazze’yi abluka altına almış; çocuk, yaşlı, genç, kadın-erkek, doktor-hasta, gazeteci-bağımsız gözlemci demeden Gazze’deki her canlıyı hedef almıştır. Dünya halkları ve dünya hükümetleri bu zulme sessiz kaldı, birçok hükümet bu zulme dolaylı olarak destek verdi. Birçok uluslararası şirket maddi destek sağladı. Müslüman halklar bile “boykot” çağrılarına yeterince uymadı ve hâlâ da uymuyor. Müslüman halkların başındaki hükümetler ise birkaç kınama dışında ciddi bir tavır ortaya koymadı.
İsrail, dünyanın bu sessizliğinden ve duyarsızlığından güç alarak Gazze’de tüm Müslümanları yok sayan bir tavır sergiledi. İnanç ve sözüm ona uluslararası normları, hukuku tanımadı. Dünya halkları ve hükümetleri böyle sessiz kalınca İsrail hızını alamadı; ABD’yi İran’ın üzerine sürerek bölgede yeniden bir fitne ve savaş ortamı oluşturmaya başladı. İran da elindeki coğrafi avantajı kullanarak Hürmüz Boğazı’nı kapattı. Böylece Hürmüz Boğazı’ndan Avrupa’ya ve dünyaya ihraç edilen petrolün akışı durdu. ABD ve İsrail, tüm güçlerine rağmen boğazı açamayınca ABD Başkanı boğazın açılması için Avrupa liderlerinden destek talep etti. Olumlu cevap alamayınca saldırganlığın içinden nasıl çıkacaklarının telaşına düştüler.
Savaş geçici olarak durduruldu; ancak Hürmüz Boğazı kapalı kalınca geçiş güvenliği ortadan kalktı ve dünyada petrol fiyatları iki katına çıktı. Petrol fiyatlarının artmasıyla birlikte dünyayı ve dünya halklarını bekleyen büyük bir ekonomik felaketin kapıda olduğu açıkça görüldü.
ABD halkı ve Avrupa halkları hiç olmadığı kadar yüksek akaryakıt fiyatlarından endişe etmeye başladı. Fiyatlar birden dört katına kadar çıktı. Bunun yanında enerjiye ve üretime bağlı diğer alanlarda da ciddi fiyat artışları yaşandı.
Reuters tarafından yapılan bir analizde; ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın dünya genelindeki şirketlere en az 25 milyar dolarlık zarar verdiği ve bu rakamın giderek arttığı belirtildi. ABD, Avrupa ve Asya’daki halka açık şirketlerin verilerini inceleyen analiz, savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Şirketlerin artan enerji fiyatları, bozulan tedarik zincirleri ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kontrolü nedeniyle ciddi mali baskı altında kaldığı ifade edildi. Analize göre en az 279 şirket, savaşın finansal etkilerini azaltmak için fiyat artırımı ve üretim azaltımı gibi önlemler aldı. Sanayi sektöründeki gerileme, küresel finans krizini andıran seviyelere ulaştı.
Analizde; kozmetikten lastiğe, deterjandan havacılık ve turizme kadar birçok sektörde faaliyet gösteren şirketlerin yaklaşık yüzde 20’sinin savaş nedeniyle mali kayıp yaşadığı belirtildi.
En fazla etkilenen bölgelerin İngiltere ve Avrupa olduğu belirtilirken, şirketlerin yaklaşık üçte birinin Asya merkezli olduğu ve Orta Doğu enerji kaynaklarına büyük ölçüde bağımlı oldukları ifade edildi. Birçok şirket milyarlarca dolarlık zarar beklediğini, maliyet enflasyonunun artacağı uyarısında bulundu. Sanayi, kimya ve ham madde sektörlerinden yaklaşık 40 şirket, Orta Doğu’dan gelen petrokimya ürünlerine bağımlılık nedeniyle fiyat artışına gideceklerini açıkladı. Özetle durum budur.
Evet; sıvı bulaşık deterjanları, çamaşır deterjanları ve çeşitli temizlik ürünleri gibi sentetik temizlik malzemelerinin büyük bir kısmı petrol türevlerinden elde edilmektedir. Tarımda kullanılan gübreler de büyük ölçüde petrol ve türevlerine bağlıdır. Peki, hayatın vazgeçilmez maddelerinin fiyatları artınca, piyasada bulunması zorlaşınca ve akaryakıt fiyatlarının yükselmesiyle birlikte maddi sıkıntılar ve yüksek enflasyon ortaya çıkınca bundan tüm dünya halklarının etkilenmeyeceği düşünülebilir mi?
Peki tüm dünya halkları bu görünen krize neden katlanmak zorunda kalsın? Dünya halkları bu kadar bolluğa rağmen neden her şeyin kısıtlandığı, enflasyonun arttığı ve hayat pahalılığının yaşandığı bir döneme mecbur bırakılsın? Bu savaş bazı devletlerin savaşıyken neden bunun bedelini dünya halkları ödesin? Tüm bu olumsuzlukların ve kötülüklerin sebebi kimlerdir?
Boykota uymayan, “boykot malları kalitelidir” diyenler; yarın temizlik malzemesi bulamayınca ne yapacaklarını düşünsünler. Akaryakıt bulunamadığında ne yapacakları ise ayrı bir merak konusudur.
Dünya halkları, savaşlardan kaynaklanan finansal ve küresel krizlerin ciddi etkilerini henüz tam anlamıyla hissetmedi. Ancak hissetmeye başladıklarında nasıl tepki verecekleri de ayrı bir mesele olacaktır.
Gazze’nin ahı ve zulme karşı gösterilen duyarsızlığın bedelini, bu çağın insanı ağır şekilde ödeyecek gibi görünüyor.
Dünya halkları yarın kendilerine ait olmayan bu savaşın olumsuzluklarından kaynaklanacak maddi sıkıntılarla, krizlerle , ekonomik buhranla karşılaşınca yine böyle sessiz kalacaklar mı ? Ulaşamayacakları bir çok ürün den mahrum kalınca İsrail in fitnesinden, ihtirazlarından, siyonistlerin kötü emellerinden kaynaklandığını görünce Dünya halkları ayağa kalkıp tek ağızdan İsrail i terör devleti ilan edip yine Yahudi leri istenmeyen ırk olarak ilan edecekmi? Yoksa Gazze’de yapılan zulüm gibi bu zilleti kabul mü edecek?


