Teknolojinin hızla gelişmesi ve büyümesiyle birlikte hayatı kolaylaştırdığı kadar o denli tehlikeleri de baş göstermektedir. Özellikle yeni nesil teknolojinin hegemonyası altında ezilmekte,sersemlenmekte ,başı dönmekte, teknolojinin her eve değil ,artık her cebe girdiğinden beri genç nesil neye uğradığını şaşırmış durumda.
Genç nesil gözünü açar açmaz dünyayı okumadan anlamadan niçin yaşadığını neden bu gezegende olduğunu bu toplumda görev ve sorumluluklarının olup olmadığını, varsa neler olduğunu. Aile nedir? Toplum nedir? Bunlara karşı sorumlulukların olup olmadığını; kültür, sanat ,tarihi bizden önce yaşayanlar ne miras bıraktı bize; bizim görevimiz nedir? Gibi sorular, teknoloji, bilim sorma fırsatı vermiyor. Genç nesli direk hıza ve haz'za yönlendiriyor. Okyanusa düşer gibi nereye bakacağını, ne yapması gerektiğini şaşırıyor.
Dünyanın diğer tarafından yüklenen gerekli gereksiz insan ilgisini çeken ve hiçbir faydası olmayan görüntüler. Buna bak ona bak derken zaman aleyhine işliyor, zaman geçiyor. Yeni nesil anlamsız büyüyor. Sürekli teknolojinin baskısına maruz kaldığı için oradan beslendiği için kafası ve beyni de bu doğrultuda işliyor. Gerçekte kendilerine sunulan tüm bu görüntüler faydasız, anlamsız ve geçici zevkler olduğunu düşünecek fırsatı olmuyor.
Ben ne yapıyorum? Bu kadar zamanımı teknolojinin önünde harcıyorum. Ne oldu ne faydam oldu, ne kadar bilgiye sahip oldum, nasıl tecrübe kazandım? Hayatıma neler kattı...gibi soruları sorma fırsatı bırakmıyor. Fırsatı olsa, bu soruları sorsa, sorabilse kendilerini bu teknolojiye bu kadar kaptırmazlardı. Teknolojiye bu kadar teslim olmalarını, zararlarını biz öyle büyükler kendilerine öğretseydi. Onlara nasıl bir değişime dönüşüme evirdiğinin farkına varsalardı. Daha dikkatli ve temkinli davranırlardı.
Şimdiki zararlarını ruhsal ve yapısal zararlar ve onları nasıl bir kültürsüzlüğe evirip çevirdiğini farkında değiller. Bu teknoloji barbarlığı yeni nesle farkında olmadan dayatmalar yapabilmektedir. Genç nesil hem algısal hem yapısal bir dönüşüm ve değişime uğruyor. Tamamen konformist bir kültüre ve popülizme sevk etmektedir. Ağır bombardıman altında oldukları için bir nevi düşünür düşüncesiz eleştirme hastalarına katılabiliyorlar. Düşüncesizleştirme hastalığına düşebiliyorlar.
Bir toplum, bir nesli bir daha başlangıç noktasına getirmek mümkün olmayacak düşüncesiz bir hayat, bir yaşam sürmeye başladıklarında konjoktüre göre sağa-sola savrulacak ve insanlık düşmanı derin güçlerin oyuncağı haline gelecektir. Bu da zihinsel ve ruhsal anlamda hurdaya dönmeye benzemektedir. Artık kendilerine dayatılan hobiler, zevkler, hazlar, yaşam tarzı doğru mu, yanlış mı? Bu sürüklenme onları nereye götürecek, nereye sevk edecek, mutluluğa mı, yoksa mutsuzluğa doğru mu gittikleri düşünemeyecek duruma geleceklerdir. Çünkü artık düşünce ve bilinç imkânsız hale gelmiştir. Tamamen kendilerine dayatılan taklit geleneğiyle hem duygusal, hem ruhsal anlamda sefaletle sonuçlanacaktır.
Teknolojik bilim tamamen kapitalist sisteme hizmet edip nesli tektipleştirmek , yapılandırmak, kontrol etmek, yönlendirmek. Ve bireyleri nesneleştirmek için gece gündüz çalışmaktadır. Genç nesil büyükleri tarafından bilinçlendirilmez ise, kendileri de büyüklerin yanında oturup büyüklerin nasihatlerini dinlemezse, toplum olarak büyük bir belirsizliğe doğru sürüklenme tehlikesi yaşanacaktır. Büyükler, genç neslin büyükleri, yöneticileri, idarecileri herkes bir rüya aleminde yaşadığı için gerçek dünya karşısında nasıl var olunabileceğini bilmiyor,öğrenmek, düşünmek istemiyor. Genç nesilden öte, insanlık nesli tehlike altında. Özellikle yeni nesil, savunmasız ve çaresiz genç nesle sahip çıkmak, insanlık düşmanı olan derin güçleri kötü niyetlere teslim etmemek için. Plan proje sunmak düşünmek, kafa yormak gerekecektir. Bu iş en fazla yöneticilere düşmektedir.

