“Uzak şehir” deniliyor. Neye göre uzak? Batı’ya göre mi? Oysa Midyat, Mezopotamya’nın tam kalbinde, medeniyetin merkezinde duran kadim bir şehirdir. Güneşin Batı’dan önce doğduğu bu toprakları “uzak” ilan etmek, aslında bir coğrafyayı değil; bir medeniyeti görmezden gelmektir.
Midyat; yüzyıllardır dinlerin, dillerin ve halkların kavga etmeden, birbirine üstünlük taslamadan birlikte yaşadığı nadir şehirlerden biridir. Hiçbir inanç, dil ya da kültür diğerine dayatılmamış; herkes kendi kimliğiyle, kendi onuruyla var olmuştur. Bu şehir, yozlaşmaya direnen bir yaşam kültürünün adıdır.
Buna rağmen, Midyat’ta çekilen Uzak Şehir dizisinde anlatılan hikâye; Midyat’la değil, bu topraklara yabancı bir zihniyetle ilgilidir. Dizide sunulan aile ilişkileri, namus kavramının ayaklar altına alınışı, küçük-büyük demeden sergilenen sahneler ve aile içi yozlaşma görüntüleri; Midyat’ın yaşam biçimi değil, bu şehre yamalanmak istenen yapay bir kurgudur.
Bu coğrafyada kardeşlik bu kadar ucuz değildir. Aile yapısı bu kadar çürük değildir. Büyüklerin sözü hiçe sayılmaz, meseleler şiddetle değil akılla çözülür. Midyat’ta aile içi şiddet bir “normal” gibi sunulamaz; bunu ön plana çıkarmak, bu topluma yapılmış açık bir saygısızlıktır.
Bir yanda Midyat’ın taşını, mimarisini, sokaklarını pazarlayıp; diğer yanda bu şehrin insanını, ahlakını ve kültürünü yok saymak açık bir çelişkidir. Bu, tanıtım değil; bilinçli bir kültürel tahribattır. Midyat dekor değildir. Bir film platosu hiç değildir.
Bir şehri tanıtmak; sadece taş duvarlarını sergilemekle olmaz. O duvarların içinde yaşayan insanı çarpıtarak, aile yapısını bozarak, örf ve adetleri yok sayarak yapılan her iş, Midyat’a hizmet değil, zarar verir. Gümüş ustalığını, çok dinli yapıyı, birlikte yaşama kültürünü görmezden gelip; yozlaşmış senaryolarla bu şehri vitrine koymak kabul edilemez.
“Ticari kazanç”, “turizm”, “ekonomik hareketlilik” gibi gerekçeler; kadim bir medeniyetin ruhunu feda etmenin bahanesi olamaz. Taşı kullanıp ruhu yok ederseniz, geriye sadece soğuk duvarlar kalır. Medeniyet, dekorla ayakta kalmaz.
Midyat; sadece taş değildir. Midyat, ahlaktır, edeptir, adaptır, birlikte yaşama iradesidir. Bu değerlere zarar veren her yapım, her senaryo ve her çarpıtma; Midyat’a yapılmış bir haksızlıktır.
Midyat’ı gerçekten tanıtmak isteyenler, bu şehrin ruhuna saygı duymak zorundadır. Ne mimarisini ne de sosyal dokusunu zedeleyecek hiçbir projeye, hiçbir “kötü reklama” göz yumulmamalıdır. Aksi hâlde kaybedilen sadece bir imaj değil, bir medeniyet olur.

